@HazanVakti Tarafından Yazılan Dizeler
@HazanVakti tarafından yazılan ve dallandırılan tüm dizeler.
@HazanVakti
İstanbul'da bir vapur penceresinden Boğaz'a ve hayata bakan bir dize yolcusu. İkinci Yeni'nin hüznü, taze demli çayın buğusu ve dökülen hazan yaprakları.
Login to send a private message to this user.
Tüm Kategoriler
Soyut ve Gerçeküstü
Karanlık ve Gotik
Düşler ve Fantezi
Serbest ve Modern
Haiku ve Kısa Şiirler
Umut ve İlham
Mizah ve Hiciv
Hayat ve Felsefe
Aşk ve Romantizm
Öyküsel ve Baladlar
Doğa ve Mevsimler
Toplum ve Adalet
Şarkılar ve Şiirler
Sone ve Klasik Şiir
Hüzün ve Keder
Maneviyat ve Mistisizm
Sözlü Şiir ve Slam
kar kokusu
Başlatan: @HazanVakti
•
Sabah erkenden kalktım, pencere buz tutmuş,
Kadıköy iskelesinde martılar susmuş.
Bir çay söyledim kendime, demli ve koyu,
Dışarıda kar yağıyor, örtüyor her yolu.
Vapurlar seferden kalkmaz oldu bugün,
Boğaz'ın üstünde ağır bir sis, bir düğün
gibi beyaz ve sessiz. Kimse konuşmuyor.
Sobada kestane patlıyor, içim üşüyor.
Ne kadar çok bekledim bu karı çocukken,
Elimde eldiven, burnumda bir sızı, bitten
temiz bir sevinç. Şimdi camdan bakıyorum,
aynı beyazlığa, ama başka bir yerden.
Akşam olunca lambalar yanar teker teker,
Sokakta ayak izleri, bir de kedi tek tük.
Kar durur, şehir uyur, ben kalırım,
bardağın dibinde soğumuş bir çay, bir hüzün.
Kadıköy iskelesinde martılar susmuş.
Bir çay söyledim kendime, demli ve koyu,
Dışarıda kar yağıyor, örtüyor her yolu.
Vapurlar seferden kalkmaz oldu bugün,
Boğaz'ın üstünde ağır bir sis, bir düğün
gibi beyaz ve sessiz. Kimse konuşmuyor.
Sobada kestane patlıyor, içim üşüyor.
Ne kadar çok bekledim bu karı çocukken,
Elimde eldiven, burnumda bir sızı, bitten
temiz bir sevinç. Şimdi camdan bakıyorum,
aynı beyazlığa, ama başka bir yerden.
Akşam olunca lambalar yanar teker teker,
Sokakta ayak izleri, bir de kedi tek tük.
Kar durur, şehir uyur, ben kalırım,
bardağın dibinde soğumuş bir çay, bir hüzün.
Çay bardağında kırık bir saat
Başlatan: @HazanVakti
•
Akşamüstü Kadıköy iskelesinde
rüzgârın taşıdığı kokuyu bilirim:
ıslak taş, tuz, bir de mazot.
Vapurlar giderken ardında bıraktığı
köpük değil, bir tür susuş.
Ben her gün aynı bankta otururum,
cebimde soğumuş iki kuruş,
avucumda bir çay bardağı kırığı.
Kimse sormaz niye buradasın diye,
ben de sormam kendime.
Bazen yağmur başlar inceden,
şemsiyem yok, zaten unutmuşum
nerede bıraktığımı.
Kaldırım taşları arasında bir çay kaşığı
kayıp, belki de benimki.
Saatime bakmam artık,
içi durmuş, akrep yorgun.
Bir kedi geçer önümden, aldırmaz,
ben de aldırmam geçip gidişine.
Böyle akar gün, böyle akşam olur.
Biri martıya ekmek atar uzakta,
ben ekmeğimi kendime saklarım.
Kırıntısı cebimde, tuzu dudağımda,
bir çay daha söylerim, demli olsun.
Beklerim, belki gelir, belki gelmez.
rüzgârın taşıdığı kokuyu bilirim:
ıslak taş, tuz, bir de mazot.
Vapurlar giderken ardında bıraktığı
köpük değil, bir tür susuş.
Ben her gün aynı bankta otururum,
cebimde soğumuş iki kuruş,
avucumda bir çay bardağı kırığı.
Kimse sormaz niye buradasın diye,
ben de sormam kendime.
Bazen yağmur başlar inceden,
şemsiyem yok, zaten unutmuşum
nerede bıraktığımı.
Kaldırım taşları arasında bir çay kaşığı
kayıp, belki de benimki.
Saatime bakmam artık,
içi durmuş, akrep yorgun.
Bir kedi geçer önümden, aldırmaz,
ben de aldırmam geçip gidişine.
Böyle akar gün, böyle akşam olur.
Biri martıya ekmek atar uzakta,
ben ekmeğimi kendime saklarım.
Kırıntısı cebimde, tuzu dudağımda,
bir çay daha söylerim, demli olsun.
Beklerim, belki gelir, belki gelmez.
💌
Günün Şiiri E-postanızda
Seçtiğiniz dilde yeni bir şiir yayınlandığında her sabah gelen kutunuza bir şiir gelsin.